Ana Sayfa Röportaj 30 Haziran 2021 160 Görüntüleme

ÖZEL RÖPORTAJ | Av. Serhat DEMİRYERİ: “Eleştirdikleri Pozisyona Düştüler!”

10 aydır ertelenen Urfa Barosu seçimi 27 Haziran’da çoğunluk sağlanamadığı için tekrar ertelendi. Şehirdeki avukatların yanı sıra halkın da merakla beklediği seçimin tarihi  4 Temmuz olarak belirlendi.

Biz de Urfa Dipnot Gazetesi olarak merakla beklenen seçimle ilgili Baro Başkan Adayı Av. Serhat Demiryeri’ne mikrofon uzattık. İşte röportajımız:

 

Bize kendinizden bahseder misiniz, Serhat Demiryeri kimdir?

Serhat Demiryeri: 1979 yılında Şanlıurfa’da doğdu. İlk, Orta ve Lise eğitimini Şanlıurfa’da tamamladı. 2003 yılında Yakındoğu Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 2004 yılından bu yana Şanlıurfa Barosu’na kayıtlı olarak serbest avukatlık yapmaktadır. 2012- 2014 yılları arasında Şanlıurfa Barosu Genel Saymanlığı ve Cezaevi İzleme Komisyonu Koordinatörlüğü yaptı. 2016-2018 yılları arasında Şanlıurfa Barosu Genel Sekreterliği ve İnsan Hakları Komisyonu Koordinatörlüğü yaptı. 2018 yılından bu yana Şanlıurfa Barosu’nu temsilen Türkiye Barolar Birliği delegeliğini sürdürmektedir. Evli ve dört çocuk babasıdır.

Mevcut yönetim hakkında ne düşünüyorsunuz, sizce hangi konularda eksikler?

Mevcut yönetim 2018 yılında yapılan seçimle geldi. Güzel şeyler yaptılar. Bir Şanlıurfa Barosu üyesi olarak hep destekledim ve takdir ettim kendilerini, tabii ki seçim sürecine gelene kadar. Malumunuz, pandemi sebebiyle birçok kongre iptal edildi. İlk kongremiz pandemi sebebiyle iptal edildi evet ama ikinci kongremiz baromuzun ihmali davranışları sebebiyle iptal edildi, bu da kendilerinden kaynaklı. Abdullah (Öncel) Bey aday olmaktan vazgeçtikten sonra Baro Yönetim Kurulu resmen duruldu, çalışmayı bıraktı. İlk zamanlardaki aktif, güçlü ve hak ihlallerine karşı duran baro gitti de sanki freni patlamış bir baro oldu. Hiçbir talep tam zamanında yerine getirilmedi, kararlar çok geç yazılmaya başlandı. Bu sebeple bir keşmekeşlik hali hakim oldu. Bir baroyu ayakta tutan ve ileriye götüren mevcut kurul üyeleri ve komisyonlardır. Onlar çalıştığı zaman barolar güzel çalışır. Mesela Kadın Hakları Komisyonu ilimizdeki bir kadına yönelik şiddet olayında ciddi anlamda çalışır, konu hakkında tutanaklarını tutar gerekli çalışmalarını yapar. Çalışmalarını baroya bildirir, baro da bu konuda açıklamalarını yapar. Çocuk Hakları Komisyonu da aynı şekilde işler. Aynı şekilde şehrimizde gerçekleşen bir hak ihlalinde, işkence olayında İnsan Hakları Komisyonu devreye girer, çalışmalarını yapar. Çalışmalarını bitirdikten sonra baroya sunar. Baro bununla alakalı gerekli mercilere başvurur. Yani baktığımızda bütün işlemleri yapan komisyonlardır. İşte bu son 6 aydan (seçim iptal edildikten) sonra baro çalışmayı bıraktı. Yönetim olmayınca komisyonlar da çalışmayı bıraktı. Ki zaten en son süreçte bilindiği üzere Urfa Barosu Yönetim Kurulu tarafından İnsan Hakları Komisyonu lağvedildi. Bu çok vahim ve kabul edilemez bir durumdur, benim için önemi çok büyüktür.

Vaatleriniz nelerdir?

Başkan olursam komisyonlara önem vereceğim. Özellikle İnsan Hakları Komisyonu, Kadın Hakları Komisyonu, Mülteci Hakları Komisyonu ve Çocuk Hakları Komisyonlarının ayrı ayrı, itina ile takipçisi olacağım. Çünkü komisyonlar olmazsa olmazımızdır. Komisyonlar güçlü olursa baro güçlü olur.

Ek olarak; baromuz maalesef henüz kurumsal bir yapıya tam olarak sahip değil. En küçük şirketin bile bir sorumlu müdürü ve bir avukatı vardır. Baromuzun kurumsal yapısını güçlendirmek için öncelikle baromuza sorumlu bir müdür atayacağız. Böylelikle üyelerimizin baroyla ilgili bir talepleri olduğu zaman karşılarından direkt bir muhatapları olacak. İkinci hususta 1600 üyemiz olmasına rağmen maalesef baronun kendi avukatı yok. Biz seçilirsek avukatlarımıza mesleki faaliyetlerinden dolayı bir soruşturma açıldığında baronun avukatı devreye girecek. Normalde baronun açacağı davalar veya baronun aleyhine açılan davaları yönetim kurulu üyeleri takip eder. Ancak yönetim kurulu üyeleri üyelikleri düştüğü zaman o davaları takip etmeyi bırakırlar, yeni gelen üyeler takip etmeye devam eder ve bu da bazı davaların takipsiz kalmasına neden olur.

Bir diğer vaadimiz özellikle akşam saatlerinde CMK ifadelerine araç servisi hizmetimiz. Mesleğe yeni başlayan avukatlarımızın durumu yol masrafını karşılamak için müsait olmayabilir. Biz seçildiğimizde görevlendirme çıktığı zaman CMK nöbetine giden meslektaşlarımız için uygun taksi şirketleriyle anlaşarak o şirketten çağırdıkları taksiyle ifadelere gidebilecekler, daha sonra bize faturalarını getirdiklerinde ödemeleri biz yapacağız.

Bizim bütün işlemlerimiz UYAP üzerinden gerçekleşiyor dilekçeler, talepler, vesaire… UYAP kullanmakta zorlanan meslektaşlarımız için UYAP kullanım kursları vereceğiz.

Sertifikalı Arapça, Kürtçe, Zazaca ve İngilizce dil kursları açacağız.

Baro Dergisi ve yayınları ile güçlendirilmiş kullanışlı bir baro kütüphanesi oluşturacağız.

4 ayda bir Baro Meclisi yapacağız. Sebebi de şu; normalde genel kurullarımız 2 yılda bir olur Disiplin, Denetleme, Delege ve Başkan adayları yalnızca 2 yılda bir bütün büroları gezer, 2 yılda bir arkadaşlarla bire bir görüşür, o da seçim için. Yani sorunlar iki yılda bir dinlemiş olur. Biz 4 ayda bir arkadaşlarımızı dinleyerek sorunlara daha yakın olacağız.

Çoklu Baro Sistemi hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Çoklu Baro Sistemi’ni tasvip etmeyen bir adamım. Çokça karşı çıktık zaten, bu konuda yazılarımız da vardı. Karşı olduğumuzu her yerde, her platformda dile getirdik. Zaten bugün baktığımızda Çoklu Barolar da kurulamıyor. İstanbul’da bir tane vardı o da yarıda kaldı, kurulamadı. Ankara’da kurulmak istendi, yarım kaldı.

Çok riskli bir sistemdir. Bu sistemde herkes kendi barosunu kurmak isteyecektir; mesela sağcılar kendi barolarını, solcular kendi barolarını kurmak isterse büyük sıkıntılar meydana gelir. Yani Urfa Barosu’na kayıtlıyım demekle Urfa 2.Barosu’na kayıtlıyım demek arasında çok kritik bir fark vardır.

Söylentilere göre aday olurken kimseye danışmadan aday olmuşsunuz, bu iddialar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Abdullah (Öncel) Bey ve Yönetimi gerçekten güzel şeyler yaptılar, verimli çalıştılar. Böyle bir yönetimin karşısında benim aday olmam doğru değildi. Yani ben kişisel hırslarım için ya da sırf aday olmak için aday olmadım. Abdullah Bey başta aday oldu ve beni de Yönetim Kurulu’nda aday gösterdi. Ben de bu dönemde şehirdeki ve ülkedeki bütün hak ihlallerine karşı duran bir yönetimle beraber çalışmaktan gurur duyacağım için kabul ettim ve listelerine girdim. Anca daha sonraki süreçte Abdullah Bey aday olmayacağını deklare etti. Abdullah Bey aday olmayınca dedim ki; “Abdullah Bey aday değilse bu işi en iyi ben yapabilirim!”

Peki niçin yapabilirim? Genel sekreterlik yaptım, Saymanlık yaptım, her komisyonda görev aldım, Divan’da görev aldım ve şu an Barolar Birliği üst delegesiyim. Bu tecrübe ve bilince dayanarak aday olmaya karar verdim. Ben bir avukatın üst aklının olabileceğine inanmıyorum ve kabul etmiyorum. Avukatın üst aklı yoktur, biz icazetle veya erken rezervasyonla aday olmayız.

Velat (İzol) Bey de sizinle aynı listede delege adayıydı ve sizden sonra, hatta en son adaylığını açıklayan başkan adayı oldu. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Abdullah (Öncel) Bey aday olmayacağını deklare edince ben adaylığımı duyurdum ve bu durumu Abdullah Bey ile paylaştım. Kendisi de beni destekleyeceğine dair söz verdi. Ben de Abdullah Bey’in bu dönem başkan adayı olmayı düşünürken yapmış olduğu listenin hemen hemen tamamını kendi listemde yer vermek istediğimi söylemek için aradım. Çünkü o arkadaşlar 2-3 aydır emek vermişti, çalışmıştı. Emekleri heba olmasın diye listemde yer vermek istedim.

Ben aday olduktan sonra üst akıl devreye girdi ve “Bizden icazet almadan kimse başkan adayı olamaz” dedi. Ben de dedim ki “Kimseye sormama gerek yok!” Bunun üzerine ben Velat (İzol) Bey’in yanına gittim ve kendisine delegelik teklifinde bulundum. Çok sevindiğini, teşekkür ettiğini ve bu teklifi düşüneceğini söyledi. Az önce bahsettiğim üst akıl da Urfa Demokratlar Avukatlar Platformu (UDAP) oluyor. Mevcut demokrat adaylar, yani ben ve Reşit (Tartış) Bey bu üst aklın filtrelerinden geçemedik. Bu yüzden üçüncü bir aday çıkarma gereği duydular. Bu aday da Velat Bey oldu. Haliyle biz aynı gruptan çıkan üç aday olduk.

Demokrat Avukatlar Platformu, İlke ve Kural Kararları’nı alıp Twitter hesaplarında paylaştılar. (UDAP İlke ve Kural Kararları Linki: https://twitter.com/UrfaDemokrat/status/1361737059585695747)

Ciddi sıkıntılar vardı bu kararlarda. Mesela Avukatlık Kanunu, Baro Başkan Adayı olabilmek için 10 yıl mesleki faaliyet koşulu isterken Platform yayınladığı ilke kararında meslekte 15 yılını doldurmayan avukatların aday olamayacağını duyurdu. Yine daha önce başka listelerde yer alan adaylarımızın kendi listelerinde yer almayacağına dair açıklamada bulundular ki en vahimi de budur; eleştirdikleri pozisyona düştüler. Kimlerin demokrat olduğuna kendileri karar verdiler. Ben dedim ki “Demokrasi nedir? Kimlere demokrat denir? Biz ne yapalım ki sizin gözünüzde demokrat olabilelim?” Dar bir zihniyet çerçevesinde, tekçi bir anlayışla hareket ettiler. Hani biz çoğulcu bir anlayışa sahiptik? Bunları kabul etmediğim için aday oldum.

Velat Bey de bu grubun yönlendirmesiyle aday olmuştur. Ben gruba dedim ki; “Sizin seçime az kala yeni bir aday çıkarmanız çözüm değil kargaşa getirir. Bu durumdan ben ve Reşit Bey inciniriz. İki aday varken bu iki aday arasında bir çözüme gidilmesi daha mantıklıdır.” Ben bunları söyledikten sonra platform üçüncü adayı kesinlikle çıkarmayacağını söyledi. Buna rağmen 1 hafta sonra aday çıkarıldı. Aday çıkarıldıktan sonra Suruç, Viranşehir ve Siverek’teki 137 meslektaşımız ön seçim için imza topladılar ve bu taleplerini bize ilettiler. Ki zaten ön seçim bizim geleneğimizdir; taktir üst aklın değil çoğunluğun olsun diye. Ön seçim talebinin üst yazısı şu şekildeydi: “Her bir adayımız bizim için ayrı ayrı değerlidir. Hangisi kazanırsa kazansın bizim adayımızdır. Ancak kazanımlarımızın kaybedilmemesi adına ön seçim talebimiz vardır.” Hatta şunu da eklemişlerdi: “Ön seçime gelmeyen aday ya da adaylarımızın yanında yer almayacağız. Gelen aday, ön seçimi kabul eden aday, bizim adayımızdır.”

Ön seçimi bir tek ben kabul ettim, Twitter’da buna dair açıklama da yayınladım. Benden sonra Velat Bey de ön seçimi kabul etti. Reşit Bey ise kabul etmedi. Tüm bu olaylardan sonra ben ilçelere, ön seçim talep eden arkadaşların yanına gittim ve onlara ön seçim talepleri için merkeze gelip konuyla ilgili komisyon kurmaları gerektiğini söyledim. Arkadaşlar beni haklı bulduğu için işlerini güçlerini bırakıp merkeze geldiler. Arkadaşlar adayların yanına gidip ön seçimle alakalı görüşmüşler. Reşit Bey ben ön seçime gelmem demiş. Velat Bey’in yanına gitmişler, o da ben gelmem demiş. Ama arkadaşlar benim samimiyetimden emin olmak için bana “Velat Bey ön seçimi kabul etti, müsaitseniz en kısa zamanda seçimi yapalım dediler.” Ben de tamam dedim. Bu telefon konuşmasından yarım saat sonra arkadaşlar beni aradı ve Velat Bey’in aslında ön seçimi kabul etmediğini söylediler. Sizden emin olmak için bunu yaptık dediler ve eklediler; “Ön seçimi kabul eden tek aday olduğun için bizim adayımız sensin!”

Peki siz kapanmadan hemen önceki genel kurulda çoğunluğun sağlanamaması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Zaten Tayyip (Erdoğan) Bey Ramazan ayında yasaklar gelebilir diye açıklama yapmıştı. Bizim 2. Genel Kurulumuz da Ramazan ayına denk geliyordu. Bu yüzden ben Halil (Olgun) Bey ve Reşit (Tartış) Bey ortak karar aldık ve gidip yönetime “2. Genel Kurulumuz risk altındadır, gerçekleşemeyebilir. Eğer 1. Genel Kurul için üyelere mesaj atarsanız katılım sağlanır. Çünkü barodan gelen mesajlar üyeler tarafından ciddiye alınır.”

Yönetim bize “Biz mesaj atamayız bu kanunsuzdur, seçim takvimimiz var. İstiyorsanız siz mesaj atabilirsiniz.” dedi. Bunun üzerine ben, Halil Bey ve Reşit Bey SMS paketleri aldık ve meslektaşlarımıza şu SMS’i yolladık: “Arkadaşlar 2. Genel Kurul’umuz risk altındadır, Ramazan dolayısıyla ertelenebilir. Bu sebeple 1. Genel Kurul’a katılım sağlayalım ve seçimimizi bitirelim.” Biz bu mesajı attıktan hemen sonra Urfa Barosu Yönetim Kurulu bütün üyelere bir mesaj attı. “1. Genel Kurul’umuz saat 13 ila 17 arasındadır.”

Bu yapılan şey yanlıştır. İlk genel kurulda saat sınırlaması olmamalı. Çünkü orada mevcut yönetim Divan oluşturur. Konuşmak isteyen arkadaşlar tek tek söz alır ve bu gece 2’ye kadar sürebilir. O yüzden saat sınırı olmamalıdır. Biz bu duruma üç aday olarak itiraz ettik. “Birinci gün için bir saat sınırı koyamazsınız, ancak ikinci gün için saat sınırı koyabilirsiniz” dedik.  Sabah olunca bizim meslek büyüklerimiz erkenden imza atmak için geldiler. İmza defteri Yönetim Kurulu tarafından açılmadığı için 45-50 kişi geldiği gibi geri gitti. Giden de bir daha geri dönmedi zaten. Yaklaşık 90 kişi eksik kaldı. Defteri açık tutsalardı 90 kişi de tamamlanacaktı. Maalesef baro saat tam 13:00’da defteri açtı, 16:55’te de kapattı. Bunu da bilerek seçimi erteletmek ve kendi adaylarına zaman kazandırmak için yaptılar.

Diğer adaylara neler söylemek istersiniz?

Hem Velat Bey, hem Halil Bey, hem de Reşit Bey birbirinden değerli adaylar ve bizim arkadaşlarımız. Kim seçilirse seçilsin baromuzun başkanı olacak. Tabi gönlüm benden yana. Ama hepsinin de başkanlık yapabileceğine inanıyorum. Güzel bir seçim olsun. Önümüzde beraber geçireceğimiz uzun yıllar var, incitici olmasın. Hepsine başarılar dilerim.

 

URFA DİPNOT

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Hazır Site by Uzman Tescil