Ana Sayfa Köşe Yazısı 5.07.2021 368 Görüntüleme

İŞTE BÖYLE OLMAZ!

Başlarken merhaba.

Burada, yeni bir yayın çalışmasına başlarken tüm okuyucularımı saygıyla selamlamak istiyorum. Umarım karşılıklı birbirimize güzel, kavratıcı, analize dayalı paylaşımlarımızla, toplumsal kabule dayalı demokratik sonuçların ortaya çıkmasını sağlarız. Dileğimiz bu şekilde.

Dilek ve temenniler, bilimsel analizlere dayandığında ve somut bir gerçeklik taşıdığında, gerçekleşebilme yolu açıktır demektir. Yoksul bir köylü, çobanın ağanın kızına aşık olması veya kralın kızına aşık olması gibi, ilkin gerçekleşme imkanı düşünülemeyen bu buluşmaların, uygun koşulların kısmen oluşturulması kısmen de yaratılması sonucu gerçekleşebilmişlerdir. Bu bakımdan dilek temenni yani umutların çok çok değerli ve önemli olduğunun altını çizmek gerek. Zira her büyük istem büyük umutla başlar. Bilimsel yol ve uygun irade ile buluştuğu oranda kendini savunur ve adım adım gerçekleşir. Basit yüzeysel, tatmine dayalı yani diğer deyimle ayakları havada umutlar, kısa sürede söner giderler. Bu süreç aynı zamanda bilimsel olan ile bilime karşıt olan yaklaşımların çatışma süreçleridir. Yani, yine diğer deyimle; doğru ile yalanın çatışıp netleştiği süreçtir. Doğru olan da, egemen karşıtı tarafından zorla yenilgiye uğratılabilir kuşkusuz ama, insanlık tarihi bunun geçici bir yenilgi olduğunu yaşamsal önemede, özellikle ama özellikle somut sonuçları itibariyle belirtmektedir.

İnsanlığın, farklı toplumsal özellikleri itibariyle, farklı farklı sorunlarını çözmek için gösterdiği çabalar, farklı toplumsal kesimlerin ortak kabulü ile daha gerçekçi çözümler üretilebilmiş ve bunun maddi manevi yükümlülüğü üstlenilmiştir. Yani reddederek, inkar ederek bir sorundan kaçınılmamış, objektif gerçekliği tespit edilerek olabildiği kadarıyla demokratik çözüm esas alınmıştır. Öbür türlüsünün, dolap beygiri yaklaşımı olacağının bilinciyle, inkar edip zaman havale etme ile daha fazla ekonomik kaybın yaşanacağının bilinciyle davranmış, bilimsel çözümü, zaman kaybetmeden gündemine almışlardır. İkinci Paylaşım Savaşı’nda Hitler Faşizmi döneminde Yahudilere yapılan katliam ve soykırıma ilişkin, uluslar arası hukuk kararlarına Almanya’nın gerçekçi yaklaşımı, Almanya’nın daha büyük yıkıma uğramasını engellemiş ve ekonomisini mümkün olan en kısa sürede toparlayabilmiştir. Bu yaklaşım, önemli bir örneklik oluşturmaktadır. Almanya, zamanında böyle davranırken, şimdi ise, bazı müttefiklerinin benzer içeriğe sahip sorunlarının demokratik çözümünü yüksek sesle desteklememesini; o müttefiğinin çıkarına davranmadığını bilmek için çok fazla akıllı olmaya gerek yok ki!

Türkiye’de yaşayan tüm halkların ortak emeği ile kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti’nin yüzyıllık sürecinde, bazı temel sorunların çözülmemiş olmasını dolap beygiri yaklaşımına fazlasıyla benzerlik taşıdığını düşünüyorum. Türkiye Cumhuriyeti’nin temel bir sorununu, bir süreliğine red, inkar ve bastırma ile ötelersiniz, ya sonra? Sonra; bu sorun daha yakıcı bir biçimde, çözmek zorunda olduğunuz biçimiyle önünüze gelmez mi!.. Hiçbir lütuf ve minnet gösterisine girmeden çözmek zorundasınız! Çünkü bu çağda, demokratikleşmek zorundasınız; hiçbir “ama…” “fakat…”’a sığınmadan…

Sorun sadece Kürt toplumunun sorunları değil, aynı şekilde; Lazların, Rumların, Çerkezlerin, Ermenilerin, Süryanilerin, ve çok özür dilerim, isimlerini yazamadığım ama Türkiye toprakları üzerinde yaşayan, sayıları hiç önemli değil, tüm farklı kültürlerin yasal güvenceye alınarak dil, kültür ve tabii ki siyasi iradeleri esas alınarak taleplerini dikkate alan bir ortak toplumsal sözleşmede, anayasada buluşmak gerekirken ve bu buluşma temelinde, tüm farklı dilleri resmi dil statüsüne alan bir demokratik düzenlemeyi sağlamak gerekirken ve en önemlisi; bu yaklaşımın insansal eğitimini sağlayarak kişilik haline getirmeyi esas alan çalışma gerekirken yüz yıllık süreçte, böylesi demokratik dönüşümün yapılmamış olmasının analizini yapma yerine halen topu taca atan yaklaşımlar, Türkiye’ye ne kadar kaybettirdiği görülmek istenmiyor mu?

Rahmetli Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın da; “artık böyle olmaz, devlet yöntemini değiştirmeli, siyasi çözümü esas almalı…” yaklaşımını geliştirerek, başta Kürt sorununun demokratik çözümünde siyasal çözümü esas alan yaklaşımı ile Türkiye’de HEP kurulmuş ve çalışmalarına başlamıştır. O günden bu güne yaşanan hikaye halen çok canlı hafızalarda uzunca dolandığı için ayrı bir yazı konusu olur. Fakat şunu belirtmeden geçemeyeceğim; acaba gerçekten hafıza özürlülüğü mü var yoksa Türkiye halkları mı hafıza özürlü zannediliyor! İkisinden birinin olduğu muhakkak. Ama, HEP ile başlayan süreç ve yine Vedat Aydın ile başlayan sivil katliam süreci ile, ki resmi kayıtlarda 17.500 olarak geçen ve ben rahmetli Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ı da bu sayıya katıyorum bu acılı süreç itibariyle; demokratik çözüm gücü olup, çözüm-çare üretmesi gereken egemen güçler ve makamların gerçekten dolap beygirine dönüştüklerini göremiyorlar mı, yoksa ben mi yanlış görüyorum.

Ama bir daire çizildi, dönülüp dolanıldı, İzmir HDP İl binasının içinde, Deniz Poyraz’ın öldürülmesi şeklini aldı süreç. Yıllardır HDP’yi hedef tahtasına koyup, kendinden geçmişçesine, bütün iletişim araçları kullanılarak tek taraflı suçlama-karalama, iftira yağmuruna tutan yaklaşımın şu anki sonucu; Deniz Poyraz’ın katledilmesine yol açmış olmuyor mu? Katilin, en üst devlet yöneticileri bakanlarla resimlerinin servis edilmesi, apayrı bir vahim soru işaretini oluşturmaktadır; sözünü ettiğimiz dairenin tamamlandığının ilanı mı yapılmak istenmekte diye. Çünkü Tansu Çiller’in başbakanlığı döneminde MGK’de alınan karar ile sivil katliama başlanmıştı!..

Gündemin boğucu yoğunluğu içerisinde, çatık kaşlarla kamuoyunun çoğunluğunun aklında dönüp dolanan ama, bir kısım insanın dillendirebildiği, toplumsal belleğin analiz sonucu oluşan cümle şudur;

İşte Böyle Olmaz!..

 

Mehdi TANRIKULU

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

İLK MUALLİM ANNE

İLK MUALLİM ANNE

Hazır Site by Uzman Tescil