Ana Sayfa Köşe Yazısı 14.07.2021 164 Görüntüleme

HER ŞEYE SINIR KOYUN AMA SEVGİYE ASLA

Ailede  anne-babanın, çocuğa karşı olan tutum ve davranışları, çocuğun kişiliğini biçimlendirmede önemli bir etkiye sahiptir Çocuk, anne-babasını gözleyerek, onları model alarak ve taklit ederek gelişir. Çocuğun kendi benliğini ve kişiliğini geliştirmesi kendi benliğine saygı duyması da tam da bu noktada önem taşır. Benlik; tecrübeyle birlikte sürekli olarak değiştirilir, çocuk geliştikçe, tecrübeleri artıkça benlik olgusu yeni bir şekil alır ve belirginleşir. Olumlu yönde gelişen ve ilerleyen bir benlik olgusu, hayat boyu devam eden bir mutluluk için çok önemli bir husustur (Aydemir, 2014).

Kişiliğin gelişiminde benliğin oluşumunda anne baba tutumlarının etkisi ve önemi şüphesiz ki çok önemlidir. Başta da dediğimiz gibi çocuk görür öğrenir taklit eder model alır ve şekillenir. Tam da bu noktada aşağıda belirttiğimiz anne baba tutumlarından acaba siz hangisini esas alıp çocuğunuza yaklaşıyorsunuz.

Demokratik anne baba tutumu

Çocuğun temel ihtiyaçlarının karşılanmasının yanı sıra çocuğa sevgide gösterilmektedir. Kararlar alınırken çocuğun da fikri alınır. Çocuğun ilgi ve yeteneklerinin ortaya çıkması için fırsatlar tanınır çocuğa yaşına göre sorumluluklar verilir. Yaşamda ve ev içinde kurallar ve sınırlar vardır bunlar anne baba ve çocuk tarafından bilinir. Bu tarz ailelerde büyüyen çocuklar daha rahat, sorumluluklarını yerine getirebilen, özgüvenli ve girişimci bireyler olurlar.

Aşırı koruyucu anne baba tutumu

Anne baba burada çocuğa karşı aşırı müdahaleci ve çocuğu aşırı koruyucu bir tutum sergiler. Sürekli bir izleme ve engelleme vardır. Çocuğun ilgi ve yeteneklerini tanımasına izin verilmez ve çocuk bir süreden sonra anne babaya bağımlı hale gelir. Çocuk zaman geçtikçe kendini yalnız hisseder ve tek başın hareket etmekten korkar. Bu tarz çocuklar ilerde girişimci olmaktan ve bir şeylere yön vermekte zorluk yaşarlar.

Aşırı baskıcı anne baba tutumu

Burada çocuğa sürekli bir baskı vardır. Çocuğun kişiliği benliği hiçe sayılır. Çocuk anne babaya itaat etmediğinde şiddetin her türlüsüne maruz kalır. Bu tarz çocuklar ilerde pasif davranışlar gösteren içe kapanık bireyler olarak kendilerini gösterirler.

İlgisiz ve kayıtsız anne baba tutumu

Anne  baba tarafından çocuğun yalnız bırakılması ve dışlanmasıdır. Daha çok, çok çocuklu ailelerde görüldüğü gibi az çocuk sayısına sahip ailelerde de görülmektedir. Burada istismarın alt boyutu olarak bilinen ihmal  söz konusudur. Çocuğun yeme içmesinden banyo yaptırılmasından ve en temel ihtiyaçlarının karşılanmasından sorumlu anne baba bunu yapmayı geçiştirir, erteler ve çocuğu ihmal eder. Çocuğun istek ve önerileri dikkate alınmaz. Bu tutumu esas alan ailelerde yetişen çocuklar ilerde savurgan ve ihmalkar bireyler olarak görülmektedir

Mükemmeliyetçi anne baba tutumu

Bu tarz ailelerde ki anne babalar kendi yapamadıklarını ve başaramadıklarını çocuklarında yaptırıp görmek isterler. Çocukların kabiliyetlerini, yapabilirliklerini göz ardı ederler.  Çocuklarının başarılı olmasını isterler ve hatalara asla yer yoktur. Buda çocuğun ilerde yetersiz ve değersiz hissine kapılmasına neden olur.

Aşırı hoş görülü anne baba tutumu

Burada her şeyin sahibi tüm kuralları ve sınırları belirleyen çocuktur. Anne baba herhangi bir sınır kural koymaz koysada bunu belirtmez.  Her şey çocuğa göre şekillenir ve çocuk iyi kötü her şeyi, yapmayı dener.  Bu tarz çocuklar ileride bencil ve kural sınır tanımayan, doyumsuz uyumsuz ve sosyal ilişkilerde problemler yaşayan bireyler olurlar.

Biz uzmanların önerdiği şüphesiz ki demokratik anne baba tutumudur. Bu tarz ailelerde hem çocuğun hem anne babanın söz hakkı vardır. Ortak yaşam alanları ve ortak paydaşlar mevcuttur. Baumrind (1980; 1991) demokratik/dengeli (authoritative), yetkeci (ya da otoriter) ve izin verici olmak üzere temel anne babalık tarzının farklı gelişimsel sonuçlarla ilişkili olacağını ileri sürmüştür. Optimum çocuk yetiştirme yaklaşımı olarak kabul edilen demokratik/dengeli tarzda aile içinde iletişimin kanalları karşılıklı olarak açıktır, çocuğa duygusal destek verilir ve ona özerklik geliştirmesi için koşullar olanaklar sağlanır. Aynı zamanda ailede görece bir disiplin vardır, çocuğun davranışları gözetim altındadır ve ondan belirli standartlara ulaşması beklenir. Demokratik/dengeli tutuma sahip ailelerde yetişen çocukların ebeveynlerinin değerlerini içselleştirdikleri ve psikolojik gelişim ve uyum bakımından olumlu sonuçlar gösterdikleri bulunmuştur.

• Çocuklarınızı dinleyin.
• Korkmayın ve iletişim engellerini kaldırın
• Bol bol kucaklayın
• Koşulsuz ve  şartsız sevgi gösterin
• Çocuğunuzun hata yapmasına izin verin ve bu aşamada onların yanında olun.
• Korkmayın ve teknolojiye sınır koyun
• Çocuğunuzun kendisini, duygularını ifade etmelerine izin verin. Bu konuda onları teşvik edin.
• Konu her ne olursa olsun çocuğunuzu başkalarıyla kıyaslamayın.
• Çocuğunuzun sorumluluk alması için gerekli ortamı hazırlayın ve onu teşvik edin.
• Çocuğunuz adına karar vermeyin, onun karar vermesi için teşvik edin. Tabi bunu yaparken kendinizi tamamen çekmeyin.
• Çocuklarla birlikte açık ve net kurallar ve sınırlar koyun.
• Davranışlarınızda, sergilediğiniz tutumda, koyduğunuz kurallarda tutarlı olun.
• Anne babanın kendi davranışlarında tutarlı olması kadar eşlerin kendi arasında da tutarlı olması gerekmektedir. Bu nedenle özellikle çocuğunuzla ilgili bir durumda eşinizle ortak paydada olmak önemlidir.
• Çocuğunuzun karar vermesini destekleyin. Bunu, evinizdeki kararlara ortak ederek de yapabilirsiniz.
• HER SEŞEY SINIR KOYUN AMA SEVGİYE ASLA

UZM.PSİKOLOJİK DANIŞMAN

HELİN YÜCEL

Yorumlar (1 Yorum)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

  • Agit Zilan :

    25/08/2021-20:05

    öncelikle merhabalar helin hanım daha önceden üniversite ögrencilerinin benlik saygısı ve çok kültürlü yaşama ilişkin bakış açıların incelenmesi adlı yüksek lisans bitirme tezinizi okudum yanlış hatırlamıyorsam toplamda 103 veya 104 sayfaydı yardım almadan bunu yazabilmenizin olanaksız oldugunu düşündüm aklıma sadece “her başarılı erkegin arkasında başarılı bir kadın vardır” sözü geldi ve bende “her başarlı kadının arkasında başarılı bir erkek vardır” dedim. Bu yazınızıda dikkatlice okudum burdada anladığım kadarıyla meslek hayatınızda başarı gösterebilmişsiniz. ama bu sizin hayatınıza ne kadar yansımış “herşeye sınır koyun ama sevgiye asla” diyerek başlamışsınız ama hayatınızda sevgiye bir sınırlama getirip getirmediginiz konusunda kendinizden hic emin degilseniz başarılı bir meslek hayatınız olması için yazdıklarınızı ve anlattıklarınızı önce kendi hayatınızda uygulayarak değişime kendinizden başlamalısınız. birde “sevgiden aşkamı aşktan sevgiyemi gidilir” diyerek bir yazı yazıp ufkumuzu genişletip aklımızı berraklaştırırsanız bizi ihya etmiş olursunuz. Size yardımcı olmak adına “AŞKTAN NEFRETE GİDEN ADIMI” ben size yazayım
    Umarım eksiklerinizi vurguladıgım için rahatsızlık vermemişimdir. hep söylemişimdir “birileri okuyarak birileri yaşayarak bu hayatı ögrenir” ama siz hem okuyarak hemde birilerinin ögrettikleriyle ögrenmissiniz anladıgım kadariyla ögreten kiside emin olunki herşeyi ögretmemiştir.

    Aşktan nefrete giden adım genelde iki şekilde atılır. 

    Kişi, katlanmak istemedikleri uzun ve hareketsiz bir döngünün ardından uyanıverir. Ya da biri, diğer kişiyi etkileyecek öyle bir şey yapar ki aşk duyguları, bastırılmaz bir yıkım arzusuna dönüşür.

    Bu durum, hüsran toleransı düşük ya da yüksek narsisizm özellikleri gösteren kişilerde daha yaygındır. Güç bir durumda duygusal dengeyi koruyacak duygusal kaynaklar yoksa, yaşadıkları hüsran ve sinir bozukluğu yüzünden başkalarını suçlamaları muhtemeldir.

    Dolayısıyla, diğer kişiden nefret ederiz çünkü zayıflıklarımızı, öz güvensizliğimizi ve bağımlılıklarımızı açığa çıkarmayı başarmışlardır. Narsist kişiler, hakaret ve kendini savunma amaçlı söz arasında ayırım yapmayı beceremez. Diğer kişi alan, tanınma ya da bağımsızlık isterse, bunu bir saldırı olarak görürler.

    Nefret, diğer kişiyle çok güçlü bağlar yaratır. Esasen, aşka göre daha sıkı bağlar ortaya çıkarabilir. En kötüsü, onur kırıcı hareketlere yol açtığında durumun sürekli geriye dönen bir döngü haline gelmesidir.

    İlişkideki kişilerden hiçbiri sağlıklı bir ara vermeyi başaramaz. Hayat, zarar verme ve zarar görme şeklinde bir oyuna dönüşür. Durumdan vazgeçemeyeceklerini düşünürler çünkü bu, havlu atmaya eşdeğer olacaktır.

    Bu dramatik döngü, son derece zararlıdır. Ne kadar kazanırsanız kazanın, kaybetmeye devam ettiğiniz durumlardan biridir bu. Çözümü yoktur.

Hazır Site by Uzman Tescil