Ana Sayfa Köşe Yazısı 19.10.2021 367 Görüntüleme

Özgürlük, Özgürlüğüne Kavuşmalı

Bazı kelimelerin kökenlerine baktığımızda etimolojik açıdan farklı gibi görünselerde nihayetinde aynı anlam bütünlüğünü oluşturmaktadırlar. Ne kadar kullanılırsa kullanılsın asla değerini yitirmeyen, Toplumların ve milletlerin varlığının temel taşı mahiyetinde olan, çok etkili ve güçlü kelimelerden bahsetmek istiyorum.

Belki bunu farketmişsinizdir. Bir sözcüğün çok defalar üst üste söylediğinizde, sözcük giderek anlamsızlaşır. Son derece basit ve sıradan bir nesne bile semantik değerini yitirecektir. Fakat bazı sözcük ve kelimeler evrenselliği yakaladığı için asla anlamından değer kaybetmezler. Sürekli tazeliğini ve güncelliğini korurlar. Özgürlük,Hak,Hukuk ve Adalet gibi kavramlar bahsi geçen kelimelerden sadece birkaçıdır. Bu kavramların su-i istimâl edilmesi ve değersizleşmesi endişesiyle karşı karşıyayız. Siyasette ve o bağlamdaki meslek gruplarında çok fazla kullanıldığı için ve birbirlerinden bağımsız zıt kutupların bile ortak olarak bu kelimeleri yanlış bir şekilde kullanmaları , bahsedilen kavramların değerlerini yitirdiğini görmekteyiz.

Özgürlük vb. Kavramların kategorize edilip  bir ayrıntı seviyesine düşürülme çabaları özünde art niyet barındırdığı kanaatindeyim. Evrensel bir kavrama sahip olan bu kelimelerin değerini kaybetmesi , kafes içerisinde  mahkum edilen bir kuştan farklı değildir.

Peki dil olarak farklı ,anlam olarak aynı olan bu kelimeler neden bu kadar farklı yorumlandı?

Tarihi süreci analiz ettiğimizde somut olarak bazı gerçekleri görüyoruz aslında.

Dünya tarihinde Devletler,Milletler ve Toplumlar bir gelişim ve değişim içerisinde deformasyonlar geçirmiştir. Elbette yozlaşanlar sadece bu düzenler değildi. Beraberinde getirdikleri gelenekleri, kültürleri ve medeniyetleride büyük bir paydada etkilendi. Yüzlerce imparatorluklar kuruldu ve yıkıldı. Binlerce devlet savaşlarda tarihten silindi. Milyonlarca insan savaşlarda yaşamını yitirdi. Tarih bazen içerisinde güzel ve iyiyi barındırırken bazen de en acımasız kötülükleri ve karanlıkları taşıdı. Aslında istenilenler çok basit fakat sahip çıkılması çok zor değerlerdi.Herkes Özgürlük ve Adalet istiyordu ama herkes kendisi için istiyordu.

Bütün Devletlerin Özgürlük tanımı farklıydı. Marşlarda ,hitabelerde, manifestolarda ve nice kutsal abidelerde aynı sözcükler ve değerler kullanılıyordu. Aynı kelimeleri ve kavramları kullanmalarına rağmen ayrı düşüyorlardı.

Özgürlük istiyorlardı,ama kime karşı ve ne için?

Adaleti savunuyorlardı, peki kimin çıkarları doğrultusunda?

Hukuk bütün insanlarımı koruyordu  veya sadece o kelimeleri pazarlayanlarımı koruyordu?

27 yıl özgürlüğe hasret olarak cezaevinde kalan Nelson Mandela özgürlük hakkında şöyle diyor;

“Özgür olmak birinin sadece zincirlerini kırması değildir.ancak başkalarının özgürlüğünü artırmak ve başkalarının özgürlüğüne saygı duyacak şekilde yaşatmaktır.”

Evet Başkalarının özgürlüğüne saygı duymak..

Belki önümüzdeki yüzyılın çözümü bu cümlede saklıdır…

Serhataltandag@hotmail.com

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

ZAMAN

ZAMAN

Hazır Site by Uzman Tescil