Ana Sayfa Gündem 8 Mart 2022 58 Görüntüleme

ÖZEL HABER | URFA’NIN 8 MART GÜNLÜĞÜ

Aralarında HDP, CHP ve Yaşamevi Kadın Dayanışma Derneği’nin de bulunduğu çeşitli kurumlar, bugün Şanlıurfa’da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü, çeşitli eylem ve etkinliklerle kutladı ve andı.

HDP URFA İL EŞBAŞKANI KARAKEÇİLİ: “YENİ YAŞAMI BİRLİKTE İNŞA EDECEĞİZ!”

HDP İl Kadın Meclisi ile Özgür Kadın Hareketi (TJA), “Dem dema azadiya jinan e” şiarıyla “Kadın şöleni” düzenledi. Kente bulunan bir düğün salonunda yapılan şölene, yüzlerce kadın renkli kıyafetleri ile katıldı. Demokrasi mücadelesinde yaşamını yitiren kadınların anısına saygı duruşu ile başladı. HDP İl Eşbaşkanı Çiğdem Karakeçili, kadınları selamlayarak “21’inci yüzyılı kadın yılıdır. Yeni yaşamı birlikte inşa edeceğiz” dedi.

DBP Parti Meclisi (PM) üyesi Yüksel Mutlu, konuşmasına 365 gündür Adalet Nöbeti tutan Emine Şenyaşar’ı selamlayarak başladı. Mutlu, kadın özgürlük mücadelesinin önemine dikkat çekerek, her günü 8 Mart’a çevirmek gerektiğini belirtti. Kuzey ve Doğu Suriye’de bugünün resmi tatil olduğunu hatırlatan Mutlu, “Rojava devrimini selamlıyoruz” dedi. Mutlu konuşmasının devamında kadınların bütün baskılara karşı sonuna kadar direneceklerini vurguladı.

CHP’Lİ KADINLAR KİTAP DAĞITTI, FİDAN DİKTİ

CHP Şanlıurfa İl Kadın Kolları Başkanı Emine Çetiner ve beraberindeki heyet, 8 Mart gününe Bahçelievler civarında kadınlara Kürk Mantolu Madonna kitabını dağıtarak başladı.

Daha sonra İl Başkanlığı binasında açıklama yapan Emine Çetiner şu ifadelere yer verdi;

“Umudun elçisi olan sevgili kız kardeşlerim, Mücadelemize omuz veren eşitlikçi erkekler,

Bugün Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları olarak; 81 ilde, 973 ilçede eş zamanlı basın açıklaması yapıyor ve dünyanın bütün kadınlarıyla dayanışma içinde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutluyoruz.

Yeryüzünde emekçi olmayan kadın yoktur. Kadınların üretim hayatı içinde yer almaları insanlık tarihi kadar eskidir. 19. yüzyılda sanayi devrimi ile birlikte, yeni ve ucuz işgücüne ihtiyaç duyulmuş ve böylece kadınlar ilk kez ücret karşılığı çalışmaya başlamıştır. O günlerden bu yana kadınlar, kadının insan hakları için, eşit işe eşit ücret almak için, çalışma koşullarının iyileştirilmesi için, insan onuruna yakışır şekilde yaşayabilmek için grevlerle, direnişlerle haksızlığa ve ayrımcılığa karşı mücadele veriyorlar.

Bundan 165 yıl önce, 8 Mart 1857 tarihinde, Amerika Birleşik Devletleri’nde, 40 bin dokuma işçisi kadının başlattığı grev, dünya tarihini değiştirdi. İşveren tarafından fabrikaya kilitlenen direnişçi kadınlardan 129’u, çıkan yangında yaşamını kaybetti. Bu olay dünyanın her yerindeki kadınların haksızlıklara karşı direnişini örgütledi, yaşamlarıyla bedel ödeyenlerin hak mücadelesi hiç unutulmadı.

1910 yılında Kopenhag’da düzenlenen İkinci Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda, Clara Zetkin’in önerisiyle, her yıl bir günün, kadınların uluslararası mücadele günü olarak kutlanması kararı alındı. Böylece 8 Mart, Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü olarak benimsendi.

Bugün, canlarıyla bedel ödeyen kız kardeşlerimizi anma günüdür.

Bugün, uğradıkları haksızlıkları kabul etmeyerek kaderlerini değiştirme iradesi gösteren bütün kadınlara saygı günüdür.”

İstanbul Söleşmesi’nin iptaline de değinen Çetiner: “Kadınların can simidi olan İstanbul Sözleşmesi’ni fesih eden Erdoğan, geçen hafta Türkiye’de kadın cinayeti oranının Avrupa ülkelerinden geride olduğunu söyledi. Şu gerçeği hatırlatmak isteriz ki; 2021 yılında 217’si şüpheli olmak üzere 497 kız kardeşimiz katledildi. 497 bir sayı değildir; 497 evlattır, kardeştir, annedir, hayattan koparılan canlardır. Biz tek bir kız kardeşimizin şiddet görmesine, hayattan koparılmasına tahammül edemezken, 497 kadının ölümü ile teselli olunmasına isyan ediyoruz.

Şiddet uygulayıp mahkemelerde bahanelerin arkasına sığınan erkekler, iyi hal veya tahrik indirimleri ile ödüllendiriliyor. Kız kardeşlerimizin balkonlardan aşağı atılmasına intihar kılıfı verilmeye çalışılıyor. Katiller, cezasızlıkla ödüllendiriliyor.

Erdoğan, ısrarlı takibin suç olacağını açıkladı; “cezası da 6 ay ile 2 yıl arasında olacak” dedi. Oysaki Türk Ceza Kanunu’nun 96. maddesi ısrarlı takibi de kapsayan sistematik şiddet türleri için 2 ile 5 yıl arasında ceza öngörüyor. O halde ceza artışı yok, indirimi var!

Gün artık kanunları değil, iktidarı değiştirme günüdür. Mevcut yasalar etkin şekilde uygulansa, adalet yerini bulacaktır. Bir kez daha sesleniyoruz: Yasalara dokunma, uygula!

Kadına yönelik şiddeti durdurmakta kararlıyız. İktidara geldiğimizde ilk bir hafta içerisinde İstanbul Sözleşmesi’ni uygulamaya koyacağız. Uluslararası sözleşmeleri ve ulusal mevzuat hükümlerini etkili şekilde uygulayacağız. Kravat taktı, efendi durdu diyerek yapılan indirimleri kaldıracağız. Faillere caydırıcı cezalar verilmesini, cezaların seçenek yaptırımlara çevrilmemesini, infazının derhal uygulanmasını sağlayacağız.” dedi.

Daha sonra öldürülen kadınların anısına Karaköprü’de fidan dikimi gerçekleştiren heyet, 8 Mart programını noktaladı.

YAŞAMEVİ KADIN DERNEĞİ’NDEN ANLAMLI AÇIKLAMA

Yaşanevi Kadın Derneği, yaptığı basın açıklamasında, 8 Mart’ın anlam ve önemine değinirken, kadınların şiddetten uak ve güvenli bir yaşam istediğine vurgu yaptı. Yapılan açıklamanın tamamı şöyle;

“Dünyada kadınların yüzyıllardır süren dayanışmasının, direnişinin, isyanının adıdır 8 Mart. 8 Mart 1857’de New York’ta dokuma fabrikasında binlerce kadının düşük ücretleri, 16 saati bulan çalışma süresi, insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmek için greve gitti. Polisin fabrika yönetiminin desteğiyle işçilere saldırması, işçileri fabrikaya kilitlemesinin ardından çıkan yangında 129 kadın işçi can verdi.   26/27 Ağustos 1910’da 2. Enternasyonal’de Clara Zetkin’in önerisiyle 8 Mart New York’ta yaşamını kaybedenlerin anısına “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılması önerisi oybirliğiyle kabul edildi.

Aradan 165 yıl geçti, patriyarkanın kadının emeği, bedeni, kimliği üzerindeki el koyma, şiddet ve baskısı azalmadı. Ataerkil kapitalist sistemin yarattığı eşitsizlik, ayrımcılık ve sömürü derinleşti.

Şiddetin her türlüsünün acısını en iyi bilen kadınlar olarak evde, işyerinde, sokakta ve dünyada barış, şiddetten uzak ve güvenli bir yaşam istiyoruz.

Bunun için de bireysel silahlanma dâhil olmak üzere dünyada tam bir silahsızlanma sürecinin başlatılmasını, bilimsel gelişmelerin, ekonomik kaynakların savaşa değil, hayata tahsis edilmesini istiyoruz.

Biz kadınlar BARIŞ istiyoruz. Kalıcı, sürdürülebilir bir barışı elbirliğiyle kurmak istiyoruz.

Doğal zenginliklere ve insan emeğine el koyarak zenginleşme üzerine kurulu ataerkil kapitalist sistemin hayatlarımızı cehenneme çeviren etkisini, kadınlar olarak çok derinden yaşıyoruz.

Ekonomik kriz kadınları ayrıca vuruyor. Buz gibi evlerde, karanlıkta yaşamaya mahkûm ediliyoruz. Pahalılık, işsizlik, iş varsa da düşük ücretler ve güvencesizlik, kölelik düzeyinde çalışma koşulları kaderimiz olamaz.

Hayatlarımıza, talan edilen yaşam alanlarımıza, ranta çevrilen zeytinliklerimize, bilimden kopartılan üniversitelerimize sahip çıkmamız, örgütlenmemiz, birlikte mücadele etmemiz engellenmek isteniyor.

Kadınlar erkeğin mutlak reis olacağı ailelere hapsedilmek isteniyor. Kadınların ve çocukların nafaka hakkı gasp edilerek ekonomik krizin faturalarından biri daha kadınlar üzerine yıkılmak isteniyor. Hızlı boşanma adı altında, kadınlar ve çocuklar apar topar aile konutlarından sokağa atılsın isteniyor. Medeni yasa parça parça yok edilerek yerine, isteyenin istediği gibi yorumladığı kurallar getirilmek isteniyor.

Sistematik olarak artan kadın katliamları kadın kırımına dönüştü,  kadın kırımını önlemek için hiç bir politika geliştirmeyen siyasal iktidar kadın düşmanı politikaları tek tek hayata geçiriyor. İstanbul Sözleşmesi’nin feshinin hemen arkasından gelen kadın kazanımlarına saldırılar şimdi de 6284 sayılı yasanın hedefe koyulması. 6. Yargı paketi ile çocuk istismarcılarına af getirilmesi ile kadınlara aile dışında seçenek sunulmaması tartışmaları ile devam ediyor.

Yasal güvencelerimize dokunsanız da biz kadınlar hayatımız ve şiddetsiz bir dünya için mücadelemize devam edeceğiz. Kadınlar olarak dokunulmaz, devredilemez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklerimizden asla vazgeçmeyeceğiz

 

Biz kadınlar İçinde bulunduğumuz siyasi ve ekonomik krizden çıkmanın yollarını arayan, ittifaklar oluşturan muhalefet partilerine de sesleniyoruz. Türkiye kadın hareketi, Türkiye’nin en büyük ittifakını oluşturan en önemli toplumsal hareketlerinden biridir. Toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın-erkek eşitliği olmadan, kadınları tüm süreçlere eşit olarak katılmadan demokrasi kurulamaz. Türkiye’nin geleceği kadınlar olmadan konuşulamaz, tartışılamaz.

Her alanda eşit temsil ve şiddetsiz bir hayat için mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Hiçbir ayrımcılığı kabul etmeyeceğiz. Mücadelemizi, eşitlik, özgürlük ilkelerinden ödün vermeden sonuna dek sürdüreceğiz.

Medeni haklara göz dikenler, anayasal eşitlik ilkesini yok sayanlar, kadınların ve çocukların nafakasına el uzatanlar, ayrımcılık yapanlar, istismarı affedenleri kadınlar asla affetmeyecek. Kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesi kazanacak.

Savaşı üreten erkek egemen sistem!

Ayrımcılık üreten erkek egemen sistem!

Kadınların emeğini ve bedenini sömürerek, evde, sokakta, kampüste, tarlada, fabrikada şiddet üreten erkek egemen sistem!

İktidarlarıyla kadınları modern köleliğe mahkûm etmeyi hedefleyen erkek egemen sistem!

Siyasete etkin katılımımızın önünde engel olan erkek egemen sistem!

Yasal düzenlemeleri ile bizleri aile içinde her koşulda yaşamamız için, haklarımızı yok etmeye çalışan erkek egemen sistem!

Kadına, hayvana, doğaya, tüm yaşam alanlarımızı sistematik bir şekilde yok ve talan eden Erkek Egemen Sistem!

Hayatlarımız, bedenlerimiz, yaşam tarzımız, her türlü ekonomik-sosyal baskılama sonucu maruz bırakıldığımız yoksunluk ve yoksulluğa karşı, her türlü erkek şiddetine ve erkek egemen sisteme inat hayattayız ve mücadele gücümüzle isyandayız.”

 

URFA DİPNOT

 

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Hazır Site by Uzman Tescil