Ana Sayfa Gündem 24 Haziran 2022 54 Görüntüleme

ÖZTÜRKMEN: ANIZ YAKMAKLA TOPRAKTAKİ MİKRO ORGANİZMALARIN BÜYÜK BÖLÜMÜ ZARAR GÖRÜYOR

Harran Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Yüksek Okulu Müdürü Doç. Dr. Ali Rıza Öztürkmen, Türkiye’de buğday üretiminin yüzde 8’i, mercimek üretiminin yüzde 36’sı ve arpa üretiminin yüzde 11’i Şanlıurfa’da yapıldığına vurgu yaparak, anız yakmanın olumsuz etkilerini sıraladı.
Harran Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Yüksek Okulu Müdürü Doç. Dr. Ali Rıza Öztürkmen, Türkiye’de anız yakma neticesinde yüzlerce canlı ve bitki türü yok olma tehlikesinde, milyonlarca hektar arazide erozyon şiddetlenmekte, organik madde oranı düşmekte, haberleşme ve elektrik hatlarında milyarlarca lira hasar meydana gelmekte, milyonlarca ton kağıt hammaddesi ağaç yok olduğunu ifade etti.

Öztürkmen, Urfa’da arpa üretim alanı 1.904.064 dekar, buğday toplam üretim alanı 3.687.745 dekar ve mercimek toplam üretim alanı 801.240 dekar olduğunu belirterek, toplam 6.393.049 dekar alanda hububat tarımı yapıldığını ve kentte en az 3.000.000 dekar alanda anız yakma tehlikesi söz konusu olduğunu kaydetti.

 

ANIZ YAKMANIN DOĞURDUĞU OLUMSUZ ETKENLER NELER?

Öztürkmen, anız yakmanın olumsuz etkilerini şöyle sıraladı:

“1. Anızlar yakıldığında tarla toprağı yüzeyinde yaklaşık 250 azot bulan yakıcı bir sıcaklık topraktaki birçok faydalı mikroorganizma ve solucan gibi küçük canlıları öldürmekte, topraktaki organik maddeyi de yakmakta, bazı mikroelementleri bitkilerin faydalanamayacağı forma dönüştürmekte ve makro-mikro besin maddesi noksanlıkları olmaktadır.

2. Kurak bölge tarlalarında anız yakılması ile tarım topraklarında organik madde azalmakta, oranı olumsuz etkilenmekte, bitki besin maddelerinin alınımındaki katyon değişim kapasitesi, alınabilir potasyum, toprağın kireç muhteviyatı, suya doymuşluğu, toprak asitliği ve alınabilir toplam azot miktarı olumsuz etkilenmektedir.

3. Anız yakılması sonucu toprağın bünyesindeki organik maddenin azalmasından dolayı su tutma kapasitesi ve havalanma özellikleri olumsuz etkilenmektedir.

4. Anız yangınları, tarla yüzeyini bitki örtüsüz bırakacağından, en değerli üst katmanları su ve rüzgar erozyonu sonucu taşınarak yok olmaktadır.

5. Anızların, soklu pulluk gibi uygun aletlerle tarla toprağına karıştırılmasına anızlı toprak işleme denir. Anızlı toprak işleme, toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik dengesini düzenlemek amacıyla toprağın organik madde oranını korumak, su tutma kapasitesini artırmak ve verimliliğini sürdürmek için yapılmaktadır. Anızlı toprak işlemede, tarla toprağı anız sapları ile bir malç oluşturduğundan yağışlı dönemlerde düşen suyun toprak içersine girmesini ve tutulmasını sağlayarak oluşacak rutubetli ortam sap artıklarının mikroorganizmalar tarafından parçalanarak organik maddeye ve bitki besin maddelerine dönüşmesini sağlamaktadır.

Hububat anızlarını yakmayarak, tarımsal zararlı böcekleri yiyen, yumurtalarına zarar veren ve onları hastalandıran doğal biyolojik mücadele canlıları korunmalıdır. Ülkemiz topraklarının şimdiki ve gelecekteki nesilleri doyuracak ürünü vermesi ve bu nesillere güzel yeşil bir çevre, doğa bırakılması bu bilince bağlıdır.

Dünyada ve ülkemizde her noktada 2872 sayılı kanun gereği tarlada bulunan anızı yakan köylülere uydu ile tespit edilerek dekara cezai işlemler uygulamakta, bazı illerimizde ise anız yakılmış alanlara müdahale edilerek yasal süreç başlatılmaktadır.

İlimizin tarım alanlarında 2. ürün ekimi için masraftan kaçmak, hızlı şekilde toprağı işlemek ve az emek harcamak adına her gün tarım alanları yakılmaktadır. Bu yangınlarla ilimizde çevre ve hava kirliliği artmakta, tarım alanlarındaki organik madde miktarı azalmakta ya da yok olup topraklar daha verimsiz ve erozyona daha hassas duruma gelmektedir. Topraktaki mikro organizmaların yüzde 80‘nin zarar görmesi sonucu verimde de azalmalar olduğu bilimsel olarak ortaya konulmuştur.

Çiftçilerimiz hububat hasadı yapan biçerdöver operatörlerinin mümkün olduğu kadar alçaktan (10-15 cm) yapmasını denetlemeli, anızları gölge tavında veya sonbahar yağışlarından sonra ayarlı uygun bir soklu pullukla sürüp toprağın altına karıştırmalıdırlar. Günümüz şartlarında anıza ekim yapan tarım aletlerinin olması, güçlü traktörlere ve kombine tarım işleme makinelerine sahip olunması anız yakılması gibi ilkel metoda başvurulması bu şehirde yaşayan herkesin ayıbıdır.

Dünyada ve ülkemizde yaşanmayan ancak ilimizdeki duyarsızlığın bu konuda olması büyük bir ayıbımızdır. İlimizdeki tüm yetkilileri bu konuda hassasiyete değil göreve davet ediyoruz”.

Harran Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Yüksek Okulu Müdürü Doç. Dr. Ali Rıza Öztürkmen, Türkiye’de buğday üretiminin yüzde 8’i, mercimek üretiminin yüzde 36’sı ve arpa üretiminin yüzde 11’i Şanlıurfa’da yapıldığına vurgu yaparak, anız yakmanın olumsuz etkilerini sıraladı.
ŞANLIURFA –Harran Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Yüksek Okulu Müdürü Doç. Dr. Ali Rıza Öztürkmen, Türkiye’de anız yakma neticesinde yüzlerce canlı ve bitki türü yok olma tehlikesinde, milyonlarca hektar arazide erozyon şiddetlenmekte, organik madde oranı düşmekte, haberleşme ve elektrik hatlarında milyarlarca lira hasar meydana gelmekte, milyonlarca ton kağıt hammaddesi ağaç yok olduğunu ifade etti.

Öztürkmen, Urfa’da arpa üretim alanı 1.904.064 dekar, buğday toplam üretim alanı 3.687.745 dekar ve mercimek toplam üretim alanı 801.240 dekar olduğunu belirterek, toplam 6.393.049 dekar alanda hububat tarımı yapıldığını ve kentte en az 3.000.000 dekar alanda anız yakma tehlikesi söz konusu olduğunu kaydetti.

 

ANIZ YAKMANIN DOĞURDUĞU OLUMSUZ ETKENLER NELER?

Öztürkmen, anız yakmanın olumsuz etkilerini şöyle sıraladı:

“1. Anızlar yakıldığında tarla toprağı yüzeyinde yaklaşık 250 azot bulan yakıcı bir sıcaklık topraktaki birçok faydalı mikroorganizma ve solucan gibi küçük canlıları öldürmekte, topraktaki organik maddeyi de yakmakta, bazı mikroelementleri bitkilerin faydalanamayacağı forma dönüştürmekte ve makro-mikro besin maddesi noksanlıkları olmaktadır.

2. Kurak bölge tarlalarında anız yakılması ile tarım topraklarında organik madde azalmakta, oranı olumsuz etkilenmekte, bitki besin maddelerinin alınımındaki katyon değişim kapasitesi, alınabilir potasyum, toprağın kireç muhteviyatı, suya doymuşluğu, toprak asitliği ve alınabilir toplam azot miktarı olumsuz etkilenmektedir.

3. Anız yakılması sonucu toprağın bünyesindeki organik maddenin azalmasından dolayı su tutma kapasitesi ve havalanma özellikleri olumsuz etkilenmektedir.

4. Anız yangınları, tarla yüzeyini bitki örtüsüz bırakacağından, en değerli üst katmanları su ve rüzgar erozyonu sonucu taşınarak yok olmaktadır.

5. Anızların, soklu pulluk gibi uygun aletlerle tarla toprağına karıştırılmasına anızlı toprak işleme denir. Anızlı toprak işleme, toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik dengesini düzenlemek amacıyla toprağın organik madde oranını korumak, su tutma kapasitesini artırmak ve verimliliğini sürdürmek için yapılmaktadır. Anızlı toprak işlemede, tarla toprağı anız sapları ile bir malç oluşturduğundan yağışlı dönemlerde düşen suyun toprak içersine girmesini ve tutulmasını sağlayarak oluşacak rutubetli ortam sap artıklarının mikroorganizmalar tarafından parçalanarak organik maddeye ve bitki besin maddelerine dönüşmesini sağlamaktadır.

Hububat anızlarını yakmayarak, tarımsal zararlı böcekleri yiyen, yumurtalarına zarar veren ve onları hastalandıran doğal biyolojik mücadele canlıları korunmalıdır. Ülkemiz topraklarının şimdiki ve gelecekteki nesilleri doyuracak ürünü vermesi ve bu nesillere güzel yeşil bir çevre, doğa bırakılması bu bilince bağlıdır.

Dünyada ve ülkemizde her noktada 2872 sayılı kanun gereği tarlada bulunan anızı yakan köylülere uydu ile tespit edilerek dekara cezai işlemler uygulamakta, bazı illerimizde ise anız yakılmış alanlara müdahale edilerek yasal süreç başlatılmaktadır.

İlimizin tarım alanlarında 2. ürün ekimi için masraftan kaçmak, hızlı şekilde toprağı işlemek ve az emek harcamak adına her gün tarım alanları yakılmaktadır. Bu yangınlarla ilimizde çevre ve hava kirliliği artmakta, tarım alanlarındaki organik madde miktarı azalmakta ya da yok olup topraklar daha verimsiz ve erozyona daha hassas duruma gelmektedir. Topraktaki mikro organizmaların yüzde 80‘nin zarar görmesi sonucu verimde de azalmalar olduğu bilimsel olarak ortaya konulmuştur.

Çiftçilerimiz hububat hasadı yapan biçerdöver operatörlerinin mümkün olduğu kadar alçaktan (10-15 cm) yapmasını denetlemeli, anızları gölge tavında veya sonbahar yağışlarından sonra ayarlı uygun bir soklu pullukla sürüp toprağın altına karıştırmalıdırlar. Günümüz şartlarında anıza ekim yapan tarım aletlerinin olması, güçlü traktörlere ve kombine tarım işleme makinelerine sahip olunması anız yakılması gibi ilkel metoda başvurulması bu şehirde yaşayan herkesin ayıbıdır.

Dünyada ve ülkemizde yaşanmayan ancak ilimizdeki duyarsızlığın bu konuda olması büyük bir ayıbımızdır. İlimizdeki tüm yetkilileri bu konuda hassasiyete değil göreve davet ediyoruz”.

Etiketler:

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Hazır Site by Uzman Tescil